BURSA’NIN ANAYASASI HAZIR

23.03.2013 Bursa Haber Gazetesi Bursa’nın 2030 yılı hedefleri ve planlamasına yönelik olarak nelerin yapılması gerektiğine dair düzenlemeleri içeren 1/100 bin ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı hazırlandı ve Büyükşehir Belediyesi meclisinde görüşüldü. Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, 1998 yılında hazırlanan 2020 Çevre Düzeni Planı olmasına rağmen, Bursa’nın yerel yönetimlerinde değişim olması, beldelerin kapanması, ilçe sınırlarının değişmesi, yerel yönetimlerdeki yetki paylaşımının değişmesi nedeniyle bu planın yenilenmesi gerektiğine dikkat çekti. Bu amaçla, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın gözetiminde, Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından ortaklaşa çalışma ile 2030 yılı hedeflerini içeren Bursa İli Çevre Düzeni Planı hazırladıklarını ifade eden Altepe, planın bu kentin yeni anayasası olacağını söyledi. Bursa’nın hem ekonomik hem de kültürel alanda pek çok kimliği bulunduğunu anlatan Altepe, bu plan sayesinde Bursa’nın vizyonu, stratejileri ve projelerinin belli bir planlama içine alındığını anlattı. 1/100 bin ölçekli bu planın sadece imar yönünden değil, bu kentin geleceğinin planlanması ve uygulanması içinde önemli olduğunu belirten Altepe, “Bursa gün geçtikçe gelişen, hizmetleriyle Türkiye’ye ve dünyaya örnek olan, hatta, yapılan pek çok çalışma ile ülkemizin en önemli üretim merkezi olan bir kent. Bu kentin bütünlüğü ve gelecekteki nasıl Bursa olacağını şimdiden planladık. Bursa, sanayi, turizm, tarih, kültür ve hizmet sektörleriyle ön plana çıkıyor. Bundan sonraki yıllardaki hedeflerimiz ise, turizm ve hizmet sektörünün geliştirilmesi olacaktır” dedi. Hedef yaşam kalitesini yükseltmek Bursa’nın 1/100 bin ölçekli Çevre Düzeni Planını hazırlayan ekibin başında bulunan İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir Planlama Bölümü Başkanı Prof. Dr. Handan Türkoğlu, plan vizyonunun “doğal ve kültürel zenginliğini koruyan ve yaşatan, sektörel çeşitliliğini insan, çevre ve bilgi odaklı geliştiren ve yöneten, rekabet gücüne sahip, yenilikçi, yaşam kalitesi yüksek, güvenli ve bölgesinde önce bir Bursa” olarak tanımladı. Prof. Türkoğlu, Bursa’nın yapılaşma ve zemini açısından riskli bölge olduğunu hatırlatarak, halkın yaşam alanlarına rahat ulaşılması, sosyal donatı alanları ve yeşil alanların korunması için de kent bütünlüğünde bir değişime ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Bazı bölgelerin kaçak yapılaştığını, sonrasında ıslah imar planlarıyla kayıt altına alındığını hatırlatan Türkoğlu, “özlediğimiz Bursa için, güvenli yapılaşma, mühendislik eli değen binaların oluşması gerekmektedir. Bununla birlikte, başta eğitim kurumları, sosyal donatı alanları kolay erişebilir hale getirilmelidir. Maalesef, kaçak yapılaşma ile oluşan bölgelerde değişim ve dönüşüm olmadan bu ihtiyaçları karşılamak mümkün değil dedi. Nüfus ataması ve yeni bölgeler Bursa’nın zemini açısından, bakıldığında çok katlı binaların yapısına uygun olmadığını, ayrıca hava koridorlarının açılıp, halkın rahat nefes alması imkanı verilmesi gerektiğini, dere yatakları ve kayma riski olan bölgelerdeki imar uygulamalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini, hatta bazı sanayi bölgelerinin kent dışına taşınması gerektiğini anlatan Türkoğlu, imar uygulamasıyla ilgili olarak Bursa’nın karnesinin pek parlak olmadığını ifade etti. Bursa’nın göç ve nüfus artışı dikkate alındığında 2030 yılında 3 milyon 389 bin 527 kişi olarak değerlendirildiğini belirten Prof. Türkoğlu, çalışma hayatına aktif katılım oranının ise mevcut yüzde 33.5′den yüzde 39.9′a çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Türkoğlu, bu hesaplamaya göre Bursa’nın mevcut sanayi ve konut alanlarının yeterli olduğunu, yeni bölgelerin imara açılmasına gerek olmadığını, ayrıca mevcut imar bölgelerindeki sanayi ve konut boşluklarının doldurulması gerektiğini hatırlattı. Bursa’nın gelecek hedeflerine yönelik olarak bazı kişilerin turizme bel bağladığını anımsatan Türkoğlu, “Bursa için özel turizm master planı yapılmalıdır. Turizm, Bu kent için önemli olabilir. Çünkü, kültürel, tarihsel ve doğal güzellikleri mevcut. Ama, turizmin kent ekonomisine katkı sağladığı kadar çevreye olan olumsuz etkilerinin de değerlendirilmesi gerekli. Bu sadece tesis yapılaşması, evsel ve turistik tesis atıklarının doğal çevreye verecekleri zararlar değil, turizmin sosyal yaşama ve aile yapısına vereceği zararların da irdelenmesi gerektiğidir” diye konuştu. Gelecek nasıl şekillenecek? Bursa’da pek çok kişi, hem ekonomik hem de sosyal alandaki yaşamla ilgili olarak fikir üretiyor. Proje üretiyor. Bazı kurumlar, kendi başlarına projeler üretip halka ileriye dönük yatırımlarla ilgili açıklamalarda bulunuyor. Bu kentin geleceğinin planlanmasında başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere ilgili kamu kurum ve kuruluşları üzerlerine düşen görevleri yaptılar. Ben, plan açıklamasıyla ilgili olarak Otoyol’un güzergahını sordum. Prof. Dr. Türkoğlu, “bizler güney istikametinden geçmesini önerdik. Ama Karayolları Kuzey’de ısrar ediyor” dedi. Fay hatlarının imar planlarına işlenip işlenmemesi, yada fay hatları üzerine inşaat izni verilip verilmeyeceğini sordum. Bu konudaki bütün bilimsel verilerin yerel yönetimlere sunulduğunu anlattı. Bursa’nın 2030 yılı hedeflerinin belirlendiği planı beğendik. 60 akademisyenin 180 kez toplanıp, tarafların görüşlerini alıp değerlendirdiği, 2 bin 780 kişinin katılımıyla yapılan ve düzenlenen Bursa ile 2030 yılı Çevre Düzeni Planı Bursa’ya hayırlı olsun.